ABD hükümetinin net faiz giderleri, 2026 mali yılında 1,05 trilyon dolara yükselerek rekor seviyeye ulaştı. Eylül ayına kadar uzanan 12 aylık dönemi kapsayan tutar, bir önceki mali yıldaki 970 milyar dolarlık faiz faturasını yüzde 8’in üzerinde aştı.
Faiz ödemelerindeki yükseliş, federal gelirlerin daha büyük bir bölümünün borç servisine ayrılması anlamına geliyor. Bu durum bütçe üzerindeki baskıyı artırırken, ABD’nin ekonomik şoklara karşı dayanıklılığına ilişkin kaygıları da gündeme taşıyor.
Araştırma kuruluşu Peter G. Peterson Vakfı, faiz giderlerinin gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) oranının yüzde 3,2’ye ulaşmasını bekliyor. Bu seviyenin görülmesi halinde oran, 1991’de kaydedilen önceki rekoru geride bırakacak. Son çeyreğe ilişkin GSYH verilerinin ekim ayının sonlarında açıklanması bekleniyor.
Faiz maliyetlerindeki artışın arkasında büyüyen borç stoku ve yükselen faiz oranları bulunuyor. Önemli bir borç göstergesi 32 trilyon doları aşarken, bu tutar beş yıl öncesine göre yaklaşık 10 trilyon dolarlık artışa işaret ediyor.
ABD hükümetinin piyasada işlem gören Hazine tahvilleri için ödediği ortalama faiz oranı da yükseldi. Eylül sonu itibarıyla yüzde 3,52’ye ulaşan oran, beş yıl önce yüzde 1,47 seviyesindeydi. Yeni borçlanmalarda karşılaşılan maliyetler daha yüksek; ABD Hazine tahvillerine ilişkin güncel gösterge getiri yüzde 5 civarında bulunuyor.
Yüksek faizler, Hazine Bakanı Scott Bessent’i borçlanma maliyetlerini kontrol altında tutmaya yönelik olağanüstü adımlara yöneltti. Ancak ekonomistler, mevcut tablonun henüz bir borç krizine işaret etmediği görüşünde.
Hazine tahvillerine talebin güçlü kalması ve yüksek borçlanma maliyetlerinin kredi akışını şu aşamada aksatmaması, ABD’nin finansmana erişiminde belirgin bir sorun yaşanmadığını gösteriyor. Buna karşın artan faiz giderleri, bütçenin ekonomik şoklara karşı kullanabileceği mali hareket alanını daraltıyor.

Yorumlar